Kemik Neoplazileri

Kemik neoplazileri, iskelet sistemini oluşturan hücrelerin normal büyüme ve çoğalma kontrolünü kaybetmesi sonucunda gelişen tümöral oluşumlardır. Bu neoplazilerin klinik etkileri yalnızca kemik dokusuyla sınırlı kalmayabilir. Tümörün yerleşimine ve çevre dokularla ilişkisine bağlı olarak hareket ve kas fonksiyonları bozulabilir, nörolojik belirtiler ortaya çıkabilir ve özellikle aksiyal iskeletin belirli bölgelerinde gelişen lezyonlar solunum fonksiyonlarını etkileyebilir.

UZMAN YORUMU

Tanım
Kemik Tümörlerinin Sınıflandırılması
Kemik tümörleri, köken aldıkları hücre tipi ve oluşturdukları matriks temel alınarak sınıflandırılır. Osteosarkom (OSA), osteoid matriks üretme yeteneğine sahip primitif kemik hücrelerinden gelişen malign bir neoplazidir. Kondrosarkom (CSA), kıkırdak matriksi oluşturan anaplastik kıkırdak hücrelerinden köken alır. Vasküler kökenli bir malignite olan hemanjiyosarkom (HSA), neoplastik endotelyal hücrelerin proliferasyonu ile karakterizedir. Fibrosarkomun (FSA) temel histolojik özelliği, kollajen matriks içerisinde neoplastik fibroblastların bulunmasıdır. Farklı bir morfolojiye sahip olan multilobüler osteokondrosarkom (MLO) ise ince iğsi hücre tabakalarıyla çevrelenmiş çok sayıda kemik veya kıkırdak matriksi lobülünden oluşur.

Etiyoloji ve Patofizyoloji
Primer kemik tümörlerinin ortaya çıkışını tek bir nedene bağlamak mümkün değildir. Bununla birlikte, özellikle köpeklerde osteosarkomun bazı ırklarda belirgin şekilde daha sık görülmesi, genetik yatkınlığın hastalığın gelişiminde önemli bir faktör olabileceğini göstermektedir.
Bu genetik yatkınlık her ırkta aynı özellikleri taşımamaktadır. İskoç Geyik Tazısı'nda tek genle ilişkili bir risk faktörü tanımlanmışken, Leonberger ve Greyhound ırklarında CDKN2A/B lokusunun hastalık gelişimiyle ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Bazı diğer ırklarda ise GRB10 genindeki varyasyonların rol oynadığı gösterilmiştir.
Bununla birlikte, köpek popülasyonunun genelinde osteosarkoma yatkınlığın çok daha karmaşık bir genetik yapıya sahip olduğu ve ilgili faktörlerin farklı ırk grupları arasında değişebildiği kabul edilmektedir.
Osteosarkom hücrelerinde yalnızca kalıtsal yatkınlık değil, tümörün gelişimi sırasında ortaya çıkan çeşitli moleküler değişiklikler de söz konusudur. p53, retinoblastoma ve PTEN gibi tümör baskılayıcı sistemlerdeki bozuklukların yanı sıra MET, insülin benzeri büyüme faktörü, erbB-2 ve mTOR ile ilişkili sinyal mekanizmalarında değişiklikler tanımlanmıştır.
Bu değişiklikler, hücrelerin büyüme, proliferasyon ve yaşam sürelerini kontrol eden normal sinyal yollarının bozulmasına ve sonuç olarak kontrolsüz hücresel çoğalmaya katkıda bulunabilir.
Genetik faktörlerin dışında bazı klinik ve çevresel durumların da kemik sarkomu gelişimiyle ilişkili olabileceği bildirilmiştir. Örneğin, Rottweilerlarda erken yaşta gonadektomi ile kemik sarkomu riskinde artış arasında bir ilişki gösterilmiştir; ancak bu ilişkinin biyolojik mekanizması henüz tam olarak açıklığa kavuşmamıştır.
Diğer ırk ve popülasyonlarda ise gonadal durum ile OSA riski arasında farklı ilişkiler bildirilmiştir. Bu durum, gonadektomi ile osteosarkom arasındaki ilişkinin tüm köpekler için aynı şekilde yorumlanamayacağını göstermektedir.
Kemik dokusunda daha önceden meydana gelen kronik hasar veya değişiklikler de bazı olgularda tümör gelişimiyle ilişkilendirilmiştir. Osteosarkom; ortopedik metal implantların bulunduğu alanlarda, kronik osteomiyelit bölgelerinde ve daha önce kırık oluşup iyileşmiş kemiklerde ortaya çıkabilir. Bu durum hem internal fiksasyon uygulanmış kırıklarda hem de fiksasyon uygulanmamış olgularda bildirilmiştir.
Radyoterapi sonrasında gelişen geç dönem komplikasyonlar arasında da osteosarkom yer almaktadır ve bu durum hem köpeklerde hem de kedilerde bildirilmiştir.
Ayrıca OSA, CSA ve FSA gibi çeşitli kemik sarkomlarının daha önce oluşmuş kemik enfarktlarıyla ilişkili olarak gelişebildiği bilinmektedir.
Başlangıçta benign özellik taşıyan bazı kemik lezyonları da zaman içerisinde malign transformasyon gösterebilir. Kıkırdak ekzostozları ve kemik kistleri, bu tür malign dönüşümün bildirildiği lezyonlar arasında yer almaktadır.

Primer Kemik Tümörleri
Köpek ve kedilerde kemik dokusunda gelişen neoplaziler değerlendirildiğinde, malign tümörlere benign kemik tümörlerinden daha sık rastlanır.
Primer kemik neoplazileri, köken aldıkları dokuya göre mezenkimal, vasküler veya hematopoetik gruplar altında değerlendirilebilir.
Mezenkimal kökenli başlıca primer tümörler osteosarkom, kondrosarkom ve fibrosarkomdur. Hemanjiyosarkom vasküler kökenli malign kemik tümörleri arasında yer alırken, lenfoma ve osseöz plazmasitoma hematopoetik kökenli kemik neoplazilerine örnek oluşturur.
Köpeklerde primer kemik tümörleri içerisinde açık ara en sık karşılaşılan neoplazi osteosarkomdur.
CSA, FSA, HSA, MLO, lenfoma ve osseöz plazmasitoma gibi diğer primer malign kemik tümörlerinin tamamı, iskelet sistemi malignitelerinin %15'inden daha küçük bir bölümünü oluşturur.
Primer malign kemik tümörlerinin anatomik dağılımı, apendiküler ve aksiyal iskelet olmak üzere iki temel bölgede incelenebilir.
Apendiküler iskelette osteosarkom gelişimi özellikle uzun kemiklerin metafizer bölgelerinde yoğunlaşır. Distal radius ve proksimal humerus, hastalığın karakteristik olarak görüldüğü bölgeler arasındadır. Distal femur ile tibianın proksimal ve distal metafizer bölgeleri de sık etkilenen lokalizasyonlardır.
Aksiyal iskelette ise tümör tipi ve anatomik yerleşim arasında farklılıklar görülebilir:

  • Kafatası: MLO ve OSA

  • Mandibula ve maksilla: OSA

  • Kaburgalar: OSA, CSA ve HSA

  • Vertebralar: OSA ve CSA

  • Pelvis: OSA ve CSA

Osteosarkom her zaman kemiğin medüller bölümünden köken almak zorunda değildir. Kemik yüzeyinde gelişen periosteal ve parosteal osteosarkom formları da tanımlanmıştır.
Daha nadir olarak osteosarkom, iskelet sistemi dışında da ortaya çıkabilir. Ekstraskeletal osteosarkom olarak tanımlanan bu formda tümör; karaciğer, dalak, böbrek, meme bezi, gastrointestinal sistem veya subkutan dokular gibi kemik dışı bölgelerde gelişebilir.

Sekonder Kemik Neoplazileri
Kemikte saptanan malign bir lezyonun primer olarak kemikten köken alması şart değildir. Farklı dokulardan gelişen malign neoplaziler, dolaşım yoluyla veya doğrudan invazyon sonucunda iskelet sistemine ulaşarak sekonder kemik tümörlerine neden olabilir.
Kemiğe metastaz yapabildiği bilinen neoplaziler arasında meme karsinomu, ürotelyal karsinom, prostat adenokarsinomu ve akciğer karsinomu yer alır. Dalak ve tonsil kökenli neoplaziler sonucunda gelişen kemik metastazları da bildirilmiştir.
Metastatik kemik neoplazilerini inceleyen çalışmalarda karsinomlar ve hemanjiyosarkom, sık karşılaşılan primer tümörler arasında yer almaktadır.
Metastatik hücrelerin kemiğe ulaşmasında başlıca yol hematojen yayılımdır. Bununla birlikte kemiğe yakın konumlanan malign bir kitlenin çevre dokuları aşarak doğrudan kemik dokusuna invaze olması da mümkündür.
Uzun kemiklerde gelişen metastatik lezyonların dağılımı, primer kemik tümörlerinden farklılık gösterebilir. Metastazlar özellikle diyafizer bölgeleri etkileyebilir ve bu dağılımın besleyici foramenlerin anatomik konumuyla ilişkili olduğu düşünülmektedir.
Femur ve humerus başta olmak üzere; kaburgalar, pelvis ve lomber vertebralar, metastatik kemik hastalığının sık bildirildiği bölgeler arasındadır.
Bu nedenle kemikte agresif bir lezyon saptandığında değerlendirme yalnızca osteosarkom ve diğer primer kemik tümörlerine odaklanmamalıdır. Özellikle eş zamanlı bir malignitesi bulunan veya daha önce neoplazi tanısı almış hastalarda sekonder kemik tutulumu da ayırıcı tanının önemli bir parçası olarak değerlendirilmelidir.

Kemik Neoplazileri
Kemik Neoplazileri

İletişim

Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.

Copyright 2026 © veterinerklinikonkoloji.com

Veteriner Klinik Onkoloji logosu ve hayvan kanser farkındalığı için kurdele sembolüVeteriner Klinik Onkoloji logosu ve hayvan kanser farkındalığı için kurdele sembolü

Hizmetlerimiz

Adenom veya Adenokarsinom Atipik Lipomatöz Tümörler Benign Tümörler
Karsinom
Melanom
Nöroendokrin Tümörler Yuvarlak Hücreli Tümörler Sarkom